Okul öncesi öğretmeni, çocuğun eğitim hayatındaki ilk önemli yetişkin figürlerinden biridir. Öğretmenin kullandığı dil, ses tonu, beden dili ve çocuğun davranışlarına verdiği tepkiler, çocuğun kendisiyle ilgili algısını etkileyebilir.
Çocuk bir etkinliği tamamlayamadığında öğretmenin yaklaşımı, çocuğun bu deneyimi nasıl yorumlayacağını belirleyebilir. “Sen bunu yapamadın.” ifadesi çocuğun yetersizlik hissetmesine neden olabilirken, “Bu bölüm zor görünüyor. İstersen birlikte farklı bir yol deneyelim.” ifadesi çocuğa destek ve çözüm olanağı sunar.
Benzer biçimde çocuk ağladığında “Bunda ağlanacak ne var?” demek yerine “Üzgün olduğunu görüyorum. Hazır olduğunda bana ne olduğunu anlatabilirsin.” demek, çocuğun duygusunun kabul edildiğini hissetmesine yardımcı olur.
Bu yaklaşım, çocuğun her davranışının onaylanması anlamına gelmez. Öğretmen, çocuğun duygusunu kabul ederken zarar verici davranışlara sınır koyabilir. Önemli olan, sınırı çocuğun kişiliğine değil davranışına yöneltmektir.
Lotus Anaokulu’nda öğretmen-çocuk iletişiminin bu anlayışla yürütülmesi, sınıf yönetiminin yanı sıra çocukların sosyal-duygusal gelişimini de destekleyebilir.
Örneğin Lotus Anaokulu’nda bir çocuk bloklarla bir yapı oluştururken öğretmen şu soruları yöneltebilir:
“Burada ne yapıyorsun?”
“Bu bölüm ne işe yarayacak?”
“Yapının daha sağlam olması için ne deneyebiliriz?”
Bu tür sorular çocuğun düşüncelerini ifade etmesine, plan yapmasına ve yetişkinle karşılıklı iletişim kurmasına fırsat verir.
Öğretmenin oyuna katılırken çocuğun fikirlerini sürekli düzeltmemesi, oyunu kendi istediği biçimde yönlendirmemesi ve çocuğun liderliğine alan açması önemlidir. Çocuk, oyunun içinde hem özgürlük hem de ilişki deneyimi yaşamalıdır.
Çocuk gelişimci/Okul kurucu temsilcisi
Leyla DOĞAN