Çocuğun anaokuluna başlaması, hem çocuk hem de ebeveynler için yeni bir dönemin başlangıcıdır. Çocuk yeni bir ortama, öğretmenlere ve arkadaşlara alışmaya çalışırken ebeveynler de ondan ilk kez belirli bir süre ayrı kalmanın duygusunu yaşar.
Bu süreçte çocuğun okula uyumunu etkileyen önemli unsurlardan biri, velinin okula ve ayrılığa ilişkin duygularıdır. Özellikle okul öncesi dönemde çocuklar, ebeveynlerinin kaygısını sözlerden çok davranışlarından, ses tonundan ve beden dilinden anlar.
Veli Kaygısı Çocuğa Nasıl Yansır?
“Acaba ağlayacak mı?”
“Beni özleyecek mi?”
“Öğretmeniyle anlaşabilecek mi?”
“Yemek yiyecek mi?”
“Tuvaletini söyleyebilecek mi?”
“Ya bana ihtiyacı olursa?”
Bu sorular ebeveynler için oldukça doğaldır. Ancak kaygılar çocuğun yanında sık sık dile getirildiğinde veya vedalaşma sırasında tereddütlü davranıldığında çocuk şu mesajı alabilir:
“Demek ki burada güvende değilim.”
Çocuğun okulun güvenli bir yer olduğuna inanması kadar, ebeveyninin de buna inanması önemlidir. Bu nedenle amaç kaygıyı yok saymak değil, çocuğa yansıtmadan yönetebilmektir.
Çocuğun Yanında Yapılan Konuşmalara Dikkat Edilmeli
Çocuklar, yetişkinlerin düşündüğünden daha fazlasını fark eder.
“Bugün yine ağlar mı acaba?”
“Dün çok ağlamış.”
“Bakalım bugün öğretmeni seni bırakabilecek mi?”
“Ben seni almaya gelene kadar ağlama olur mu?”
gibi cümleler iyi niyetle söylense de çocuğun okul hakkında kaygı geliştirmesine neden olabilir.
Özellikle ilk günlerde çocuğun yanında diğer velilerle uzun değerlendirmeler yapmaktan kaçınmak gerekir. Çocuğun duyduğu her konuşma, okula ilişkin algısını etkileyebilir.
Çocuğa Sorulan Sorular Neden Önemlidir?
Okuldan sonra çocuğa “Bugün ne yaptın?” diye sormak çok doğaldır. Ancak sorunun biçimi, çocuğun deneyimini nasıl anlatacağını etkileyebilir.
Örneğin:
“Bugün ağladın mı?”
Bu soru çocuğun dikkatini güzel deneyimlerinden çok ağlamaya ve ayrılığa yöneltebilir.
“Öğretmenin sana kızdı mı?”
Çocuğun öğretmeniyle ilgili olumsuz bir beklenti geliştirmesine yol açabilir.
“Kimse sana kötü davranmadı, değil mi?”
Çocuğun daha önce düşünmediği bir olasılığı zihninde canlandırabilir.
“Beni çok özledin mi?”
Çocuğun ayrılığın zorluğuna odaklanmasına neden olabilir.
Bunun yerine çocuğun deneyimini özgürce anlatmasını sağlayan sorular sorulabilir:
- “Bugün seni en çok ne mutlu etti?”
- “Hangi oyunu oynamayı sevdin?”
- “Arkadaşlarınla neler yaptınız?”
- “Bugün yeni bir şey öğrendin mi?”
- “Yarın okulda ne yapmak istersin?”
Böylece çocuk okulu yalnızca ebeveyninden ayrıldığı bir yer olarak değil; oynadığı, öğrendiği ve arkadaşlık kurduğu bir ortam olarak görmeye başlar.
Vedalaşma Kısa, Net ve Güven Verici Olmalı
Okulun ilk günlerinde vedalaşmak hem çocuk hem de veli için zor olabilir. Ancak uzun vedalar, tekrar tekrar sarılmak ve kapıdan ayrılmakta zorlanmak çocuğun kaygısını artırabilir.
Çocuğa şu şekilde net ve güven veren bir mesaj verilebilir:
“Şimdi seni öğretmeninle bırakıyorum. Sen burada güzel vakit geçirirken ben de işlerimi yapacağım. Sonra seni almaya geleceğim.”
Çocuğa fark ettirmeden gitmek ise doğru değildir. Çocuk, ebeveyninin bir anda ortadan kaybolduğunu düşündüğünde güven duygusu zedelenebilir.
En sağlıklı yaklaşım, sevgi dolu, kısa ve tutarlı bir vedadır.
“Ağlama” Demek Yerine Duygusunu Kabul Edelim
Çocuğun okula alışırken ağlaması, her zaman okulda mutsuz olduğu anlamına gelmez. Ağlamak, küçük çocukların yoğun duygularını ifade etme yollarından biridir.
Bu nedenle:
“Artık ağlama.”
“Bak, herkes okula gidiyor.”
“Bunda ağlayacak ne var?”
gibi cümleler yerine şöyle denebilir:
“Senden ayrılmak zor geliyor, bunu anlıyorum. Ama sen güvendesin. Öğretmenin yanında ve ben seni almaya geleceğim.”
Bu yaklaşım, çocuğun duygusunu kabul eder ve kendini güvende hissetmesine yardımcı olur.
Her Çocuğun Alışma Süreci Farklıdır
Her çocuğun mizacı, deneyimleri ve sosyal becerileri farklıdır. Bu nedenle bazı çocuklar birkaç gün içinde uyum sağlarken bazıları daha uzun zamana ihtiyaç duyabilir.
Çocuğu başka çocuklarla kıyaslamamak önemlidir. “Bak, arkadaşın hiç ağlamıyor.” gibi cümleler çocuğun kendini yetersiz hissetmesine neden olabilir.
Uyum bir yarış değildir.
Önemli olan çocuğun kendi hızında, güvenli ve destekleyici bir ortamda okula bağlanmasıdır.
Veli ve Okul Aynı Mesajı Vermeli
Okula alışma sürecinde aile ve okul arasındaki iletişim büyük önem taşır.
Çocuğun yanında okul hakkında olumlu ve güven verici bir dil kullanmak, öğretmenle iş birliği yapmak ve okulun belirlediği uyum sürecine tutarlı biçimde uymak çocuğun kendini daha güvende hissetmesini sağlar.
Lotus Anaokulları’nda okula alışma sürecini yalnızca sınıfa giriş olarak görmüyoruz. Bu süreci çocuk, aile ve öğretmen arasında güven ilişkisinin kurulması olarak değerlendiriyoruz.
Çocuğun duygularını kabul ediyor, onu zorlamadan destekliyor ve her çocuğun kendi hızında ilerlemesine alan açıyoruz.
Çünkü biliyoruz ki:
Çocuk okula alışmadan önce, okulun güvenli bir yer olduğuna inanmalıdır.
Bu güvenin ilk adımı ise çoğu zaman ebeveynin sakin, tutarlı ve güven veren duruşuyla başlar.
Lotus Anaokulları
Oyunla öğren, güvenle büyü.